
The Hangover
Bir kumarhane odasında uyanıp da ertesi günü hatırlamamak, çoğumuzun başına gelmemiştir ama bu film, o ihtimali öyle komik ve abartılı bir yere taşıyor ki, içinizden 'Keşke benim de başıma gelse' demeye başlıyorsunuz. Dört arkadaşın tek bir gecede başlarına açtıkları belaları toparlama çabası, sizi öyle kahkahalara boğuyor ki, bir kaplanın otel odasında ne işi var diye sormak bile komik geliyor. Bradley Cooper'dan Ed Helms'e kadar her oyuncu, kendi karakterinin şaşkınlığını ve çaresizliğini o kadar içten yansıtıyor ki, onların o pis kokulu, saçma sapan macerasına ortak oluyorsunuz. Film boyunca süren o gizem perdesi, her yeni bulunan ipucuyla daha da katlanıyor ve finaldeki o beklenmedik fotoğraf patlaması, yüzünüzde aptal bir gülümsemeyle filmi kapatmanıza sebep oluyor. Bu film, bir geceyi asla unutamamanın aslında en iyi şey olduğunu kanıtlıyor; öyle ki, siz de kendi arkadaş grubunuzla yaşadığınız o en uçuk kaçamakları hatırlayıp içiniz kıpır kıpır oluyor. Sadece güldürmekle kalmıyor, bir yandan da dostluğun o en çılgın hallerini, her şeye rağmen bir arada olmanın o saf halini gösteriyor. Aşırı dozda saçmalık ve bol kahkaha arıyorsanız, bu filmin yanına yaklaşın, ama sakın içinize ne girdiğine çok takılmayın.

Yorumlar
İlk yorumu sen yap.