
The Matrix
Kırmızı hapı mı yoksa mavi hapı mı seçeceğin o meşhur ikilem, aslında bu filmin size sorduğu en basit soru. Matrix, aksiyon sinemasının kas gücünü, felsefi bir sorgulamayla o kadar ustaca harmanlıyor ki, her izleyişinizde beyninizin farklı bir kıvrımına dokunuyor. Neo’nun sıradan bir yazılımcıdan, kendi gerçekliğinin mimarına dönüşme süreci öyle tatmin edici ki, siz de o hapı yutup tavşan deliğinden atlamak isteyeceksiniz. O yeşil renkli yağmur kodlarının aktığı o meşhur açılış bile başlı başına bir atmosfer yaratıyor; soğuk, metalik ve ürkütücü derecede mükemmel bir dünya. Keanu Reeves’in savunmasız ama kararlı duruşu, Laurence Fishburne’un Morpheus olarak yaydığı o bilge ve sarsılmaz güven hissiyle birleşince ekranda manyetik bir ikili doğuyor. Aksiyon sahneleri bugün hâlâ birçok filmden daha yaratıcı, hele o meşhur mermiden kaçma anı hâlâ tüyleri diken diken ediyor. Ama asıl mesele, etrafımızdaki dünyanın ne kadarının gerçek olduğunu sorgulatması; bu soru film bittikten sonra da aklınızın bir köşesinde kalıp sizi düşündürmeye devam ediyor. Bilim kurgu seviyorsanız zaten kaçırmamanız gereken bir başyapıt, sevmiyorsanız bile bu film sizi o türe aşık edebilecek nadir yapımlardan. Sonunda her şeyin bir seçim olduğunu hatırlatıp, kendi hayatınızın kodlarını sorgulatacak bir sinema deneyimi.




Yorumlar
İlk yorumu sen yap.